SU ÇOK GÜZEL GELSENİZE…

29 Aralık 2017

SU ÇOK GÜZEL GELSENİZE…

SU ÇOK GÜZEL GELSENİZE…

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pireler berber develer tellal iken vesaire…  Bir kız çocuğu varmış… Tutturmuş öğretmen olacağım diye... Öyle ki ona hediye edilen bebekleri bir bir sıralarına oturtmuş, geçmiş tahtanın başına anlatmış da anlatmış, tahta dediysem tahtası da yokmuş, HAYAL ETMİŞ,  yememiş içmemiş anlatmış, öyle çok anlatmış ki, bir hayalden diğerine atlamış. Yıllar birbirini kovalarken bu anlatma aşkı hiç bitmemiş kızcağızda. Ama hayaller ve gerçekler diye de bir şey varmış, büyüyünce mutlu, huzurlu refah içinde bir hayat çizmesi gerekiyormuş kendine. Ve bu sebeple para kazanması da lazımmış tabi…   İşte kilit nokta tam da burasıymış hem mutlu olacaksın, hem huzurlu olacaksın, hem de bu işten para kazanacaksın. Var mı ki böyle bir dünya… Derken o herkesin kaderini belirleyen malum sınava o da girmiş. Tutturmuş tutturmasına da mühendis olup da ne yapacakmış. Anlatabilecekmiymiş ki hayallerindeki gibi. Ne yaparım ederim de kısa yoldan anlatırımın peşine düşmüş. E malum herkes istediği işi yapamıyor bu memlekette…  İş bulmuş, bakmış ona göre değil değiştirmiş, bir daha bulmuş yok olacak gibi değil “E AĞAÇ DEĞİLSİN Kİ BEĞENMEDİĞİN ORMANDA SÜZÜLESİN, YERİNİ DEĞİŞTİR” demiş, değiştirmiş. Ta ki anlatana kadar… Madem bu kadar anlatmak istiyorsun, o zaman anlatacak bir şeyler bulmalısın demiş kendine, öyle şeyler olmalı ki hem sen keyifle anlat, hem de karşındaki keyifle sıkılmadan, kalemini döndürüp durmadan, telefonuyla oynamadan dinlesin. O kadar çok istemiş ki anlatmayı, çalışmış, çabalamış, yılmamış, sürekli anlatacak konular biriktirmiş. Bir sürü hikayesi olmuş… İkinci kilit soru NEREDE anlatacakmış… Anlatacağı konuya bir başkasının karar vermesi ona göre değilmiş. Önce başkasının karar verdiği yerlerde çalışmış ama mutlu olamamış. Hep bir şeyler eksik kalmış, ruhu özgür kalamamış, çocukluğundaki hissi yakalayamamış. Günler günleri kovalamakta zorlanırken, bir FIRSAT belirmiş. Güya ülke krizdeymiş… KRİZ Mİ FIRSAT MI? KRİZ Mİ FIRSAT MI? Derken… Fırsat olduğuna karar vermiş ve atlamış okyanusa. Su sandığı kadar da soğuk değilmiş, evet başlarda çok soğuk gelmiş, kulaç atarken kolunu her çıkardığında donup kalacak da bir daha kolunu hissetmeyecekmiş gibi gelmiş. Ama sonra alışmış gitmiş… Bir bakmış okyanusu fersah fersah yüzüyor hem de gemisiz. E başta gemi alacak parası da yokmuş zaten.  Tekne de olurmuş ama tekne de pahalıymış. Gel zaman git zaman almış bir tekne. Sonra gemisi de olmuş mürettebatıyla birlikte, gezmiş KOBİ KOBİ, başlamış anlatmaya, teknesine binip gitmiş istediği adaya. Artık çok mutluymuş bu kızcağız, anlatacağı yeri ve anlatacağı bir sürü konusu varmış. Marifet yeteneğini bilmekte, üzerine gitmekte ve en sonunda başarmaktaymış. Kızcağız ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…

VALLAHİ SU ÇOK GÜZEL, SEN YÜZMEYİ BİLDİKTEN SONRA…